ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

Öğretmen okulunda okuduğumuz üç yıl boyunca öğretmenlik kanımıza işledi. Biz öğretmenliği, yalnızca öğrencilerimize bir şeyler öğretmek olarak değil toplumu aydınlatmak bir ışık olmak olarak gördük. Köylere devletin onlara uzanan eli olarak, onlara bilgimizi, ışığımızı aydınlığımızı götürdük.

1972 yılında öğretmen okulu son sınıfta sakıncalı bulunan bir mektubum yüzünden okuldan atıldığımda mini minilerimden uzak kalacağım diye ağladım.

1974 yılı Haziran ayında okulu bitirip Ağustos ayında Ankara il emrine atandım. Asıl çalışacağım yer belli olana kadar Ankara merkez Mamak’ta 19 Mayıs İlkokulunda görevime başladığımda mini minilerime kavuştuğum için mutluydum. İki yıl aradan sonra özlemle beklediğim mesleğime büyük bir şevkle, heyecanla başladım. Birinci sınıflarla kısa sürede kaynaştık, birbirimizi sevdik. Okul müdürü bir gün beni odasına çağırdı, “Ayşe Hanım biz çalışmalarınızdan memnunuz, milli eğitimde tanıdıklarım var, dilekçe verin sizi buraya aldıralım, burada çalışın,” dedi. Ben, “Olmaz, köyde çalışacağım, köylerde bizi bekleyen bilgiye aç çocuklar var,” dedim. Biz köy okullarında çalışmak için eğitilmiştik, devlete olan borcumuzu ödemeli onlara bilgimizi götürmeliydik.

Bir yıl Ankara’nın yolu, elektriği olmayan Kulaksız köyünde çalıştıktan sonra Kırıkkale’nin Kulaksız köyüne atandım. Çalışacağım yereski bir binaydı, yerler ahşap yürüdükçe gıcırdıyordu. Sınıf iç içe geçmiş iki odadan oluşuyordu, küçücük penceresi vardı ve lamba olmadan ders yapılamıyordu. Diğer sınıfın kapısı yoktu öğrenciler benim sınıfın içinden geçip sınıflarına gidiyorlardı. Üçüncü sınıfı okutacaktım. Sınıfa bir baktım otuz kişiden çok olan sınıfta üç beş kişiden başka okuma yazma bilen yoktu. Çok şaşırmıştım, okul müdürüne durumu anlattığımda, “O sınıf çok şanssız bir sınıf birinci yılın yarısında öğretmenleri ayrıldı buraya yeni öğretmen atanmadı. İkinci sınıfta da öğretmen gelmedi, ancak üçüncü sınıfta öğretmen gelebildi. Siz genç bir öğretmensiniz artık onlara öğretirsiniz,” dedi. Deneyimsiz bir öğretmen olarak onlarla çalışmaya başladım. Birkaç ay sonra ilçeden İlköğretim Müdürü geldi, sınıfları dolaştı. Sonra bana, “Siz memur çocuğunuz buralara alışık değilsiniz Kırıkkale’de yeni okullar açıldı öğretmen ihtiyacımız var. Sizi Kırıkkale’ye alalım,” dedi. Ben, “Olmaz, ben gidersem bu çocuklara kim okuma yazma öğretecek,” dedim ve orada kaldım.

Bizim kuşak öğretmenler on yedi, on sekiz yaşlarında öğretmen olarak köylerde çalışmaya başladılar. Çok genç yaşta o sorumluluğu alacak bilince sahiptiler. Bizler her zaman toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarımızın önünde tuttuk.

Selam olsun öğrencilerinin yüreğine dokunan öğretmenlere, selam olsun bilimin ışığında soran, sorgulayan öğrenciler yetiştiren öğretmenlere, selam olsun Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda öğrenciler yetiştiren öğretmenlere…

Günümüz kutlu olsun.

Ayşe ÖZ

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.