banner392

DEPREM SÜRECİ DEĞERLENDİRMELERİM...

Bu hafta konugumuz Av Özcan Pehlivanoglu Turkiye yi sarsan ve gelecek günlerimizi de etkileyecek olan ve dünyada daha once gorulmemis ebatta depreme ilskin gorus ve değerlendirmelerini alacağız…

Deprem konusunda hem iktidar hem muhalefetin yeterli olmadığı bir kez daha görülmüştür… Bir çok acıdan olduğu gibi deprem konusunda da aralarında pek bir fark yoktur. Çünkü iktidar ve muhalefet benzer siyasi yapılardır. Ancak iktidarın ülkeyi 20 yılı aşkın bir süredir hem de tek başına yönetmesine rağmen yeterli çalışmaları yapmadığı ve tedbir alamadığı görülmektedir. İktidar ve muhalefetin yetersizliği üzerinden devlet düşmanlığı yapılması ise asla kabul edilemez. Yapılacak iş mevcut siyaseti tasfiye ederek ülkenin geleceğine dair siyasi kaygılar olmaksızın gerçekçi tedbirler almaktır.

2-Peki,Amik gölünün kurutulmasının ve tarım arazilerinin insaata acilmasinin depreme ait zarar boyutunu genişletmis midir?

Tarım alanlarının ve özellikle ovaların imara açılması depremin ağır sonuçlar vermesine etki etmektedir. Amik Ovası’da buna bir örnektir… Ülkemizde buna benzer örnek çoktur… Bunun yanlış olması bilinmesine rağmen Cumhuriyet hükümetleri ve yerel yönetimler ısrarla bu yanlıştan vaz geçmemişlerdir…sonuç ortadadır!

Bana göre hem devlet hem de iktidar bu kadar geniş bir coğrafyayı etkileyecek bir depremi öngörmüyordu. O yüzden yeterli hazırlığı yoktu. Hem yardım getirmesi gerekenlerde depreme maruz kaldı. Yolların çöktüğü havalanlarının kullanılamaz hale geldiği bir depremde yardımların gecikmeli ulaşmasından dolayı devletin ve iktidarın eleştirilmesini doğru bulmuyorum. Sadece hazırlıksızdılar böyle büyük bir afete… Ama kim olursa olsun böyle büyük bir coğrafyada bu yıkımı kolay kolay öngörmezdi. Eleştiri yaparken aklı selim davranmak gerekir diye düşünüyorum.

Türkiye’de kanunlar vardır ama uygulama ve denetim zayıftır. Burada cezai ve hukuki düzenlemeler yanında devletin devrim niteliğinde kararlar alması ve uygulaması lazım… Ancak afetler konusunda yapılacak bu devrime halk ne kadar hazırdır sorusunun iyi cevaplanması lazım… Günlük hayat gailesine düşmüş olan halkın ezici çoğunluğu menfaatlerinden vaz geçmek istemeyecektir. Bu hususun çok planlı yapılması gerekir yani böyle bir afet devriminde imar ve iskan hareketlerine ihtiyaç duyulabilir. Osmanlı savaşlar ve göçler nedeni ile bu konuda çok tecrübeli idi. Başka örnek aramaya gerek yok.

5-Yardim konusunda bölgesel farklı uygulamalar yapildi gibi haberler çıktı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu konu bir psikolojik savaş saldırısıdır. Türk Milleti böyle anlarda yardıma muhtaç olanların etnik kimliğine, mezhebine, inancına, ideolojisine bakmadan yardımı ulaştırır. Böyle bir şey olduğuna ihtimal dahi vermiyorum. Bunlar devlet ve iktidar aleyhine kullanılmak üzere yapılmış algı çalışmalarıdır. Fitne fesat hareketleridir. İtibar etmiyorum. Büyük Türk Milletinin de böyle düşündüğünü biliyor ve görüyorum.

Sadece bu depremde değil Türkiye’nin uzun yıllardır bir demografi ve göç sorunu vardır. Batı’nın ana projesi “Türksüz Türkiye”dir. O sebeple daima demografik yapıyı değiştirecek göçleri destekler ve içimizdeki işbirlikçi ihanet ile bunu uygulamaya sokar… Bu Türkler açısından en büyük tehlikedir. Çünkü Türkler kolay asimile olan bir millettir.

Türkiye’de Türkler üzerinde uygulanan “aile sağlığı ve nüfus planlaması” gibi kararlar Türklerin doğurganlığını azaltmış ve demografik dengeyi bozmuştur. Buna demografik dengeyi bir kez daha bozan göçler eklenince Türkiye’de her şey Türklerin aleyhine gelişmektedir. Son deprem vesileyle Türkler o coğrafyayı bir iç göçle terk edebilir. Buna engel olunmalı ve devlet tarafından tedbir alınmalıdır. Bu konu her bir Türk için yaşamsal mahiyettedir. Ancak iktidarı ve muhalefeti ile siyasetin bu konuya doğru baktığını yani Türk Milleti zaviyesinden meseleye yaklaştığını söylemek neredeyse imkansızdır.

8-Üniversitelerin acik ogretim düzenine geçmesi dogru bir karar mi?

Üniversitelerin açık veya uzaktan eğitime geçmesi doğru olmamakla birlikte fiziki sartların böyle bir karar alınmasına neden olduğunu düşünüyorum. Düşünün binalar ve yurtlar yıkılmış, üniversite öğretim üyeleri,. çalışanları, ögrencilerin bir kısmı hayatını kaybetmiş, barınma sorunu ve diğer sorunlar yığılmış nasıl sağlıklı bir eğitim yapılabilir? Elbette eğitim çok elzem ve önemli bir mesele bunu söylerken diğer hususları göz ardı etmeyelim. Şu an ülkemiz çok olağanüstü şartlar içinde bulunuyor. Bu konuya bu açıdan bakmak gerekir.

Hükümet bir kapalı kutu! Ne yapıyor ve ne kararlar alıyor dışarıya yansıdığını pek zannetmiyorum. 20 yıllık iktidarları boyunca aldıkları kararlar ile bir çok yaptıklarına ağır eleştiriler getirdim. Beğendiğim çalışmalar nedeni ile de açık teşekkürler de bulundum. Partizanlık yaptıkları da açık bir gerçek… Liyakat ve ehliyete göre değil kendi ideolojilerine.göre davranıyorlar. Hâlbuki bazı konular bunu kaldırmaz. Deprem ve sonucunda ortaya cıkan tabloda bunlardan biri.. Bu tablo bana sanki ülkeyi değil de kendilerini düşündüklerini gösteriyor. O sebeple risk yönetimini ülke adına doğru bir şekilde gerçekleştirdiklerine dair ağır şüphelerim var. Ama yine de yanılmayı diliyorum.

Bana göre her ilde böyle afet anlarında kullanılacak rezerv alanları, çadır ve konteynerların hazır olması lazım. Bunu yapabiliyor muyuz? Elbette hayır… İstanbul’da olması muhtemel deprem için ayırılan toplanma alanlarına AVM yaptık ya da imara açtık… Bu alanların sadece deprem bölgesi değil deprem olasılığının güncel ve pek muhtemel olduğu her yerde hazırlanması ve mevcutlarında korunması gerektiğine inanıyorum… Çünkü deprem sonrasında yetişmek çok zor oluyor. Bunu bu depremde de gördük. Ancak doğru kararlar almak bilim adamlarına, şehir plancılarına ve halkın desteği ile görevde olan siyasilere düşüyor.

Elbette normalleşeceğiz. Ancak bunun süresi önemli. Benim fikrime göre “süresiz bir normalleşme” içine girmek zorundayız. Bir sonraki depreme kadar normalleşmesi bizi hiç tatmin etmemeli. Kaynaklar doğru bir şekilde değerlendirilirek normalleşme süreci hızlanmalıdır. Türk Milleti takdiri ilahi dışında her meselenin halledilebileceğinin farkına varmalıdır. Elbette kadere inanıyoruz ama insan ve toplum olarak üzerimize düşeni yaptıktan sonra! Biz gidelim fay hattının üzerine 15 katlı apartman yapalım sonra bunlara milyonla para verelim ve deprem olunca da kader diyelim… Olmaz efendim olmaz… Ben Türk Milletinin refah içinde insanlık onuruna uygun gururla bir yaşam sürmesinden yanayım…onun için daimi bir normalleşme gerektiğini söylüyorum… Olayın Türkiye’nin kırılgan ekonomisine olumsuz etklerde bulunacağı muhakkaktır. Ancak biz ne badireleri atlatmış bir milletiz merak etmeyin bunun da altından kalkarız yeter ki aleyhimize yürütülen politikaların farkında olalım ve gereken tedbirleri alalım.

Seçimler her halükarda ertelenmelidir. Bunu bir hukukçu ya da siyasetçi değil Türk vatandaşı kimliğimle söylüyorum. Çünkü Türkiye nüfusunun 15 milyonu bu depremden etkilenmiştir. Yer değişimleri söz konusudur. İnsanlarımızın psikolojileri doğal olarak yaşadıkları travma sonucu iyi değildir. Fiziki şartlar noksandır. Yapılacak bir seçim sağlıklı sonuçlar doğurmaz ve Türkiye üst üste seçimler yaşayabilir. Bu ülkeye daha ekonomik faturalar ve sosyal çalkantılar olarak dönebilir. O sebeple doğru düşünmek gerekir. Bu nedenle seçimler Kasım ayına veya bir yıl sonrasına ertelenmelidir. Bu düşünceme tepki gösterenler olacaktır. Ancak deprem bölgesinde yaşananları ve bunların ülke geneline yansımalarını düşündüğümüzde bunun yanı seçim ertelemenin doğru bir karar olacağını düşünüyorum. Bu sebeple iktidar ve muhalefeti bir vatandaş olarak sorumlu davranmaya davet ediyorum.

YORUM EKLE