Uzun zamandır, yani yıllardır diyebiliriz, toplu taşımaya binmiyordum. Geçenlerde binmem gerekti ve gözlemlediğime göre yaşlı insanlarımızı biraz küstürmüşüz.
Otobüsün arka tarafında bir yere oturmuştum. Benden sonra binen ve ayakta duran ihtiyar bir teyzeyi geç fark ettim ve yer vermek istedim. Yanına gittim ve oturabileceğini söyledim. Bana omuz silkti ve dedi ki: "Fark etmez." Oturmadı ve uzun süre ayakta gitti.
Yaşlı birinin sarsıntılı bir yolculukta oturmak istememesi beni şaşırttı. Hattın adını vermek istemiyorum ama otobüste adeta hayatın mücadele modu açılmışçasına, ben sağa sola, yukarı aşağı savrulduğumu ifade edebilirim. Her gün toplu taşıma kullanmak zorunda olan insanların Allah yardımcısı olsun. Her gün bu sarsıntıları yaşayan insanların organları yer değiştirmiyorsa yahut vertigo olmuyorlarsa, bu bir mucize olabilir.
Bu durum çok tuhafıma gitti.
Sadece bu gözlemlerime bakarak söylemiyorum tabii; ancak sanki ihtiyar kesimin tadı bayağı kaçmış. Tek bir neşeli amca vardı. Onun dışındakiler sessiz, mutsuz, kaygılı gibiydi. Tabii ki bu bir tur otobüsü değildi ancak yine de sosyolojik yapıyı az çok hissedebiliyorsunuz ortamın havasından, konuşulanlardan.
Eczanenin kaçta kapandığını soran bir amca, çocuklarını alıp hırpalayarak otobüsten inen bir anne, konuşkan bir teyze, otobüsün klima suyunun üzerine boca olduğu açık cam mağduru bir genç kız, ilkokul çocuklarına şaka yapacağım diyerek "Para vermediniz bana çocuklar." diye zorbalayan yaşlı bir yolcu dede...
Yan yana oturmak isteyen samimi genç kızlar, her lafı espriyle bitiren ergen genç çocuklar, otobüsten tam inerken kız arkadaşını zorbalayan bir başka çocuk... Kendinden büyük birilerinin otobüse bindiğini görünce uyuyor taklidi yapanlar... Engelli hâliyle otobüsün çıkmış bir vidasını sabitlemeye çalışan bir adam...
Yani fedakâr olmasına gerek olmayanın daha çok fedakârlık yaptığı, üzerine sorumluluk düşenin ise uyuyor numarası yaptığı... Otobüs ülke özeti gibiydi adeta.
Yolculuğumun sosyolojik yapısı oldukça karmaşıktı ama bana pek çok veri sağladı.
Yer verdiğiniz hâlde oturmayan yaşlılar, emin olun oturmak istemediklerinden değil; siz bu ihtiyar insanları "Yok kısır gününe gidiyorlar, yok AVM'ye gezmeye gidiyorlar, gençler ayakta kalıyor." diye zorbalarsanız, her gün ana haberlerde bu söylemleri duyarlarsa, bu insanlar size, yani topluma küserler.
Bizim insanımız isterim ki yaş aldıkça her biri bir İlber Ortaylı olsun ama tabii ki bu mümkün değil. Maalesef cahilimiz de çok ancak yine de onun dünyada bulunduğu saat ve dakika, senin bulunduğun saat ve dakikadan daha çok. Senden daha fazla tecrübesi var; yani senden daha çok acı görmüş, ayrılık yaşamış olabilir. Herkesin hayatı kolay geçmiyor.
Evet, elbette yaşı bizden büyük olanlardan şefkat ve anlayış bekliyoruz toplum olarak; çünkü öyle anaç bir tarafımız da var. Ülkemizin yükseleni Yengeç; yani tamamen annelik ve şefkat üzerine kurulu bir yapı. Ama her zaman onlar da şefkat gösteremez.
"Yaşına hürmeten" diye bir kavram var. Ben buna inanıyorum.
Beni de zorlayan yaşlı insanlar oluyor ama şunu bilelim ki ihtiyarlık, adeta bir süre sonra bebekliğe dönmek demektir. Yetişkinlik evresinden sonra tekrar ergenleşmek, çocuklaşmak ve ardından adeta bir bebek gibi olmak demektir.
Yoksa benim zerre tanımadığım, tangır tungur giden bir araçta sarsıla sarsıla gitmek isteyen bir yaşlı insan olduğunu zannetmiyorum. Ama ona yer teklif ettiğimde bana omuz silkti; amiyane tabirle trip attı. Hiç tanımadığım bir insan...
İşte bu maalesef yaşın getirdiği, yaşanmışlıkların getirdiği bir durum. Elbette hakkı yok öyle davranmaya ama ülkemizde ruh sağlığının ayakta kalması da öyle kolay değil. Ekonomi, sağlık sorunları, aile yapısının yıllar içinde bozulması, vefasız evlatlar, geçim derdi vs. derken bir bakmışsınız yaşınız olmuş yetmiş.
Yarın biz de yaşlanacağız; takdir edilen ömür dâhilinde elbette.
Ben isterim ki gençler bana saygı duysun, yer versin, sokakta ve yolda kibar olsunlar. Ama bunun için "Gençken ne yaparsan yaşlılığında da onu bulursun." derler.
Hayat bir bumerang gibidir.
O yüzden biz yaşlılarımızı incitmeyelim. Elimizden geldiğinde onlara iki kat kibar olalım. Yaşlıları küstürmüş bir düzen ve toplum olmak, yarına umutla bakmayı sağlamaz; aksine yarının ihtiyarları olacak bizler için açmazlar oluşturur.
Kolektif hafızada yer alan bilgiler nesilden nesile aktarılır. Öncelikle toplumsal hafızamızı düzeltmek ve geliştirmek adına; yaşlının gencine sahip çıktığı, yol gösterdiği, gençlerin de yaşlılara saygı ve hürmette kusur etmediği bir toplumu yeniden inşaa etmeliyiz.
Ülkü Gazovalı
Sultan Kumru Akçay 3 Gün Önce
Tek kelimeyle muhteşem bir yazı olmuş.sanki kocaman bir roman bitirmisim gibi.Emeginize bilginize sağlık.Tesekkurler ederim
Hatice Polat 3 Gün Önce
Ağzınıza yüreğinize sağlık bu yazı bugün bana ithafen gelgi Rabb'im kolaylaştırsın imtihanlarımızı
Seher Yıldırım 3 Gün Önce
Çok anlamlı bir konuya değinmişsin arkadaşım umarım okuması gereken gençlerimizede ulaşır bu yazın emeğine sağlık.
Carmen Kocaer 3 Gün Önce
Yazlarını çok seviyorum. Tam da günlük yaşamın içinden. Hem sade hem de derin. Düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler.
Carmen Kocaer 3 Gün Önce
Yazlarını çok seviyorum. Tam da günlük yaşamın içinden. Hem sade hem de derin. Düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler.