Eğitim:
5 Nisan Avukatlar Günü Sakarya'da da kutlandı

Sabah saat 10.00 da Atatürk Anıtına çelenk bırakılması, saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Baro Başkanı Av. Zafer Kazan, günün anlam ve önemine dair duygu ve düşüncelerini ifade ettiği mesajını basın ve kamuoyu ile paylaştı.

OLAĞAN HALE GELEN OHAL!

Konuşmasına Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim. Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun. Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.” dizeleri ile başlayan Başkan Kazan, artık olağan hale gelen OHAL ile demokratik hukuk devleti değerlerinden tamamen uzaklaşıldığına vurgu yaptı.

NEYİ KUTLAYACAĞIZ!

“Demokrasimizin çatlasınlar patlasınlar düzeyine indirgendiği, toplumsal yapının mahvedildiği, her türlü haksızlık ve hukuksuzluğun kanıksandığı, olağanüstü günlerin olağanlaştırılmaya çalışıldığı günlerde neyi nasıl kutlayacağız?” şeklinde soru sorarak başlayan Kazan,  Avukatların en büyük meslek sorununun hukuksuzluk olduğunu ifade etti.

HUKUK TOPLUM REÇETESİDİR

“Bir türlü geliştirip adalet dağıtmasını sağlayamadığımız yargı sistemimiz bugün hukukun temel ilkelerini dahi unutma unutturulma halini yaşamaktadır. Oysaki Hukukun temel ilkeleri bir toplum sağlığı reçetesidir ve en zor günlerin en önemli ilacıdır. Bu reçeteden ve demokrasiden mahrum bırakılan bir toplumun geleceği, ilaçları verilmeyen hasta bir insan gibi, büyük bir tehlikeye atılıyor demektir” diyerek hukuksuzluğun yol açacağı tehlikelere dikkat çeken Başkan Kazan, yetkili makamlarda bulunan herkesi adalet duygusuna, demokrasiye ve hukukun temel ilkelerine riayet etmeye davet etti.

HUKUKTAN VE DEMOKRASİDEN YANA TARAFIZ

“Biz bu memlekette artık kavga istemiyoruz. Tüm farklılıklarımızla birlikte hür düşünceye saygı içinde yaşamak istiyoruz. İşte bu yüzden demokrasi diyoruz, üstünlerin değil hukukun üstünlüğü diyoruz” şeklinde konuşmasına devam eden Başkan Kazan, Sakarya Barosu olarak hukuka ve demokratik düzene yapılan tüm saldırılara karşı, her şartta ve ahvalde hukukun üstünlüğünden ve demokrasiden yana taraf olduklarını belirtti.

KOKTEYL

Demokrasi meydanında Avukatların katılımı ile yapılan törenin ardından, Baro Hizmet Binası Bahçesinde düzenlenen kokteyle Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeki Toçoğlu,  Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı Mehmet Sertaç Kesler, Sakarya C.Başsavcı Vekili Mustafa Doğan, görevini yeni devreden Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Sakarya Emniyet Müdürü Fatih Kaya, CHP İl Başkanı Erdoğan Isır, SMMMOB Başkan Yardımcısı Fikret Dayıoğlu, Gazeteciler Birliği Başkanı Zeki Aydıntepe, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar, Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tevhide Yağan, Muhtarlar Federasyonu Başkanı Erdal Erdem, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Mustafa Çolak, Muharip Gaziler Derneği Başkanı Erol Demir, Kuvayi Milli Mücadele Derneği Başkanı Muzaffer Coşkun ve beraberinde yönetim kurulu üyeleri iştirak etti.

Baro Başkanı Av. Zafer Kazan’ın Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Demokrasi Meydanında kamuoyu ile paylaşmış olduğu konuşma metninin tamamı şöyle:

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ MESAJI

“Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun”

(Cahit Sıtkı Tarancı)

TAHİR ELÇİ’Yİ VE SAVCI KİRAZI UNUTMADI

Öncelikle kuruluşumuzdan bu güne hukukun üstünlüğü ve adaletin tecellisi adına insan hakları mücadelesinin bayraktarlığını yapmış vefat eden tüm başkan yönetici ve mensuplarımızı, hain bir saldırı ile katledilen ve fakat halen failleri bulunamayan aynı dönemde görev yaptığım Baro Başkanı Av. Tahir Elçi’yi ve yine bir Avukatlar günü arifesinde görevi başındayken alçakça katledilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmet ve saygıyla anıyorum.

ÇATLASINLAR PATLASINLAR

Zannediyorum memleketimizin belki en zor yıllarını yaşıyoruz. Büyük Atatürk’ün kurduğu ve bilimi rehber edinen genç nesillere emanet ettiği Cumhuriyetimizin geleceğinden hiç olmadığımız kadar endişeliyiz. Zira demokrasimizin “çatlasınlar patlasınlar” düzeyine indirgendiği, toplumsal yapının mahvedildiği, her türlü haksızlık ve hukuksuzluğun kanıksandığı, olağanüstü günlerin olağanlaştırılmaya çalışıldığı günlerden geçiyoruz. İşte böyle bir günde Avukatlar günü münasebetiyle birlikteyiz. Neyi nasıl kutlayacağız bilmiyoruz..! Keşke hukukçulara kutlayabilecek bir şeyler kalmış olsaydı! Ohal rejiminin hüküm sürdüğü bu günlerde, 5 Nisan avukatlar gününü, hukukun adaletin ve demokrasinin tüm ülkeye huzur verdiği bir geleceği ümit etme ve bu ümit için mücadele günü kabul ediyoruz!

DEMOKRASİYE VE HUKUKUN İLKELERİNE UYMAYA DAVET ETTİ

Devletler ve milletler adalet üzere kaimdir. Ancak bir türlü geliştirip adalet dağıtmasını sağlayamadığımız yargı sistemimiz bugün hukukun temel ilkelerini dahi unutma unutturulma halini yaşamaktadır. Oysaki Hukukun temel ilkeleri bir toplum sağlığı reçetesidir ve en zor günlerin en önemli ilacıdır. Bu reçeteden ve demokrasiden mahrum bırakılan bir toplumun geleceği, ilaçları verilmeyen hasta bir insan gibi, büyük bir tehlikeye atılıyor demektir. İşte bu tehlikelere dikkat çekerek yetkili makamlarda bulunan herkesi adalet duygusuna, demokrasiye ve hukukun temel ilkelerine riayet etmeye davet ediyoruz.

MUAMMER AKSOY’DAN ALINTI

Bakınız bu hususta ülkemizin yetiştirdiği büyük hukukçulardan biri olan ancak demokrasi ve hukuk düşmanları tarafından alçakça katledilen Prof. Dr. Muammer Aksoy 1973 yılındaki yazısında neler söylüyor; “Çok partili hayatın iktidar partileri ve ona dayanan imtiyaz düşkünü çevreler yumurtasız ‘omlet’e benzeyen sahte bir demokrasinin savunucusu olageldiler. Temel hak ve hürriyetlerden, özellikle siyasal düşünce hürriyetinden ve hukuk devleti güvencelerinden yoksun, sadece 4 yılda bir yapılan seçimlere dayanan ve sandıktan çıkanın her şeyi yapabileceği bir rejimi demokrasi olarak kabul etme ve ettirme yoluna saptılar. Hele yöneticilerin keyifleri ve emirleri, vatandaşların hukuka aykırı şekilde cezalandırılması sonucuna ulaştırabiliyorsa, kanunlar kimine uygulanıyor, kimine uygulanmıyorsa, güvenlik kuvvetlerinin ve savcıların bir kısmı deliller tertip ve imal edebiliyorsa, mahkemelerin tarafsızlığına ve yalnız kanunlara bağlı olduğuna kesin surette inanılıp güvenilemiyorsa, o toplumda kişiler sadece sözde vatandaştır, gerçekte ise yöneticilerin kölesidir. Böyle bir ülkede seçimden gelmiş iktidarların bulunması, vatandaşların yarınlarından emin olmalarını ve huzur içinde uyuyabilmelerini mümkün kılamaz. Kanunlara titizlikle saygılı muhaliflerin dahi, iktidar sandalyesindekilerin hoşuna gitmemek veya onların kişisel çıkarlarını gölgelemek gibi bir ‘günah’(!) sonucu, kolayca ‘suçlu’ haline getiriliverdiği bir ülkede, mahkûm edilen gerçekte Ahmet ya da Mehmet değil, insan haysiyetinin ta kendisidir. Adalet mekanizmasının böylece bir zulüm makinesi haline gelebildiği yerde, ‘gerçek demokrasi’ değil, ‘demokrasi kılığında bir zulüm idaresi’ var demektir.”

Yine Demokrasi uğruna tutuklanmış sorgulanmış ve bedeller ödemiş büyük hukukçu Ord.Prof. Dr. Ali Fuat Başgil hoca ise demokrasiyi seçimden ibaret görenlerle ilgili şu çarpıcı tespiti yapmaktadır; “çoğunluğun hükümeti, mutlaka hakkın ve adaletin teminatıdır denilemez. Haksızlığın ve zulmün bir şahıstan veya bir azınlıktan gelmesi ile bir çoğunluktan gelmesi arasında bir fark yoktur. Zulüm daima zulümdür ve aynı derecede iğrençtir. Demokrasiyi sırf ve çoğunluğun hükümeti olarak almak ve tarif etmek, tıpkı insanı iskeletten ibaret bir mahlûktur diye tarif etmek kadar sathidir”

TÜM FARKLILIKLARIMIZLA YAŞAMAK İSTİYORUZ

Biz bu memlekette artık kavga istemiyoruz. Tüm farklılıklarımızla birlikte hür düşünceye saygı içinde yaşamak istiyoruz. İşte bu yüzden demokrasi diyoruz, üstünlerin değil hukukun üstünlüğü diyoruz, bağımsız bir yargı diyoruz ve bunu sağlayacak yollar arıyoruz. Bu yolun kuvvetler ayrılığından, güçlü bir meclisten, güçlü ve bağımsız bir yargıdan geçtiğini çok iyi biliyoruz.

HUKUKSUZLUK VE DEMOKRASİ YOKSUNLUĞU MESLEK SORUNUMUZ

Tüm bunları bilen, kendini adaletin ve hukukun neferi olarak tanımlayan Avukatlar demokrasinin, hürriyetlerin, özgürlüklerin, hukukun ve yurttaşın temel haklarının en büyük teminatıdır. Unutulmasın, Avukatın hakkı yurttaşın hakkıdır. Avukatın sorunu, hak arama özgürlüğünü kullanmak isteyen insanlarımızın sorunudur. Bu itibarladır ki en büyük meslek sorunumuz hukuksuzluk ve demokrasi yoksunluğudur. Zira hukuk ve demokrasi avukatların varlık sebebidir. Hukuk yoksa avukat işlevsizdir, demokrasi yoksa gerçekte bir avukat yoktur. Avukatlar ancak ve ancak bir hukuk ve demokrasi ikliminde yaşayabilirler. Bu itibarla Sakarya Barosu olarak bizler hukuka ve demokratik düzene yapılan tüm saldırılara karşı her şart ve ahvalde hukukun üstünlüğünden ve demokrasiden yana taraf olduğumuzu bu gün bir kez daha tekrar ediyoruz.

BİR GÜN KUTLAYACAĞIZ!

Voltaire’in dediği gibi, “insanlığın en güzel görevi adalet dağıtmasıdır”. Adalet dağıtmayanlar adaleti dağıtır. Adaleti dağıtan devleti dağıtır. Huzuru, bir arada barış içinde yaşamanın temellerini dağıtır. Zira Adalet mülkün temelidir.

Sözlerime son verirken vurgulamak isterim ki bir gün herkesin birbirine saygı duyduğu bir demokrasi hukuk ve adalet ülkesi olacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ve bir gün gerçekten kutlayacağımız bir avukatlar günümüz de olacak. Hepinize saygılar sunuyor teşekkür ediyorum…”

Av. Zafer KAZAN

Sakarya Barosu Başkanı

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SEDAŞ “ELEKTRİĞİ ÖĞRENİYORUM” PROJESİNİ...
SEDAŞ Yöneticileri Minik Öğrencilere Elektriğin Tasarruflu ve Güvenle Kullanılmasını Anlattılar

Haberi Oku